Call of Duty Black Ops denildiğinde akla ilk gelen şeylerden biri, sinematik anlatımı, çizgisel yapıyı ve unutulmaz anlarla dolu adrenalin yüklü hikâye modlarıdır. Black Ops 2’nin “Suffer With Me” bölümünü, Black Ops’un “Vorkuta” kaçışını ya da serinin yıllar boyunca oyuncuya yaşattığı o yoğun atmosferi düşünün. Ne yazık ki Black Ops 7, bu köklü mirası tamamen bir kenara bırakarak serinin şimdiye kadarki en ruhsuz, en dağınık ve en özensiz campaign deneyimlerinden birini sunuyor.
Ancak bu tablo yalnızca hikâye moduna özgü, çünkü Multiplayer bu yıl belirgin şekilde daha güçlü bir dönüş yapıyor, Zombi modu ise hâlâ serinin eğlence dolu yanını başarıyla yaşatıyor. Yani Black Ops 7, campaign tarafında ciddi bir hayal kırıklığı olsa da, diğer modlarda seriyi ileri taşıyan pek çok olumlu adım barındırıyor.
Call Of Duty Black Ops 7 İnceleme Başlıkları
Giriş: Bir Call Of Duty Hayranının Hayal Kırıklığı
Call of Duty serisini yıllardır yakından takip eden biri olarak, her yeni oyunun çıkış günü benim için küçük bir bayram gibidir. Serinin evrenine, karakterlerine, yıllara yayılan Zombi modunun lore’una hâkimim. Yılın ana oyununun hem zombi hem multiplayer modlarını aktif olarak oynar, Warzone sezonlarını kaçırmam. Özetle, ben bir hater değilim, ben bu seriyi seven biriyim.
Bu yüzden Black Ops 7 ile yaşadığım hayal kırıklığı, yalnızca kötü bir oyuna denk gelmenin ötesinde, yıllardır inşa edilmiş bir saygının, bir beklentinin ve bir bağın kırılması gibi. Modern Warfare 3 (2023)’ün hikâye moduna ne kadar sinirlendiysem, Black Ops 7’nin campaign modundan sonra Modern Warfare 3’ü arar oldum. Ne yazık ki Black Ops 7, Call of Duty’nin bugüne kadarki en sorunlu, en ruhsuz, en yapay campaign deneyimlerinden birini sunuyor.

Campaign: Black Ops’un Karanlık Mirasına İhanet
Black Ops 7, Cordis Die olaylarının 10 yıl sonrasında geçen bir hikâye anlatıyor. Kâğıt üzerinde, serinin özüne geri dönmek için bulunmaz bir fırsat. Ancak BO7, bu mirası taşımak yerine nostaljiyi sömürerek, heyecanı ve derinliği yüzeysel fan servislerinin arkasına saklayarak ilerliyor.
Hikâyenin Sorunları: Tahmin Edilebilirlik, Boşluklar ve Ruh Eksikliği
Call Of Duty Black Ops 7’nin campaign modu, ilk dakikasından son saniyesine kadar tahmin edilebilir, tekdüze ve ruhsuz bir yapı sergiliyor. Twist yok, sürpriz yok, gerilim yok. Sadece “mış gibi” yapan, olması gereken halde değil de mecburiyetten tasarlanmış bir campaign var karşımızda.
Bir karakteri bir bölümde görüp birkaç bölüm sonra onun ihanetiyle karşılaşıyoruz, fakat oyun bunu dramatik bir an gibi sunmak yerine alelacele bir kutu açılır menü ciddiyetsizliğinde gösteriyor. Hikâyede önemliymiş gibi tanıtılan karakterler 10 dakika sonra harcanıyor. Harper ve David Mason gibi Black Ops 2’nin güçlü figürleri bile adeta figüranlaştırılmış durumda.
Özellikle komiğime giden konulardan biri de, yukarıda anlattığım olay. Bir bölümde tanıştığımız ve önemli biriymiş gibi tanıtılan bir karakter, 10 dakika sonra anlamsızca harcanıyor. Bu karakteri de çok önemliymiş gibi Multiplayer modunda oynanabilir bir operatör olarak koymuşlar. Yani oyun içi skin satmak için bir karakteri senaryo modunda 10 dakika tanıtıp yok etmişler.
Ana kötü karakterin motivasyonu ise tam bir muamma. Neden kötü? Bilmiyoruz. Sadece “kötü” olmak için orada. Kendi içinde bir motivasyonu var elbet. Fakat bu motivasyon bize geçmiyor. Çünkü ortada inandırıcı bir motivasyon yok. İyi taraf ve kötü taraf ikiliğinin ötesine geçmeyen, hiçbir cevabı doğru düzgün vermeyen, delik deşik bir hikâye var.
Görev Tasarımı: Çizgisel Sinematikten “Warzone Sözleşmesine” Geçiş

Black Ops 7’nin belki de en büyük günahı, o sevdiğimiz kompakt ve çizgisel görev tasarımını terk etmesi. Geliştirici ekip, oyunu bir hikaye modu gibi değil, devasa bir Warzone, DMZ veya MWZ haritası gibi tasarlamış.
Özlediğimiz lineer, kompakt, özenle sinematize edilmiş görev tasarımları yok. Yerine Warzone/DMZ/MWZ sözleşmesi tamamlıyormuş gibi hissettiren filler görevler, adım başı lootbox, self revive kitleri, açık dünyaya saçılmış, ruhsuz, amaçsız dolaşmalar, her görevde karşımıza çıkan robot sürüleri, zombiler, “çift can barlı” yapay düşmanlar, bir anda spawn olup bir anda yok olan düşman grupları gibi serinin DNA’sına tamamen aykırı bir tasarım çıkıyor.
Yapay Zeka, Mermi Süngerleri ve Cringe Diyaloglar

Oynanış tarafı da senaryodan farksız. Düşman yapay zekası, gizliliğe dair hiçbir unsura izin vermeyecek şekilde kodlanmış. Bir düşmana arkadan yaklaştığınız anda dönüp size ateş etmeye başlıyor. Muhtemelen yapay zeka açık dünyada düzgün çalışmayacağı için, geliştiriciler de “gizlilik” seçeneğini tamamen oyundan kaldırmış. Özel bir iki bölüm sekansı dışında oyun çatışmadan ilerleme hakkımızı elimizden almış. Düşmanlar ise inanılmaz sıkıcı yoğunlukta üstümüze akın ediyor. Elinizi trigger tuşundan bir saniye bile kaldırmıyorsunuz.
Üzerimize ya robot sürüsü ya da Zombi modundan transfer edilmiş Vermin ve Parazitler koşuyor. Bazı düşmanların çift can barı var ve ölmeleri için tam iki şarjör mermi harcamanız gerekiyor. Neredeyse tüm düşmanlar mermi süngeri gibi hissettiriyor. Oyun bize “Ateş tuşuna bas ve oyun bitene kadar elini sakın kaldırma” diyor. Bu, Call of Duty’nin “hızlı ve gerçekçi” çatışma hissinden fersah fersah uzak.
Neredeyse her bölüme, serinin ruhuna aykırı, yapmacık ve sıkıcı boss savaşları eklenmiş. Sadece beyinsizce sağa sola ateş ettiğimiz, taktikten yoksun anlar yaşıyoruz. Evet her sene oyuncular olarak “Her sene aynı oyunu çıkarıyorlar, yeni bir şey denemiyorlar” diye söyleniyoruz. Fakat bizim geliştiricilerden istediğimiz değişim kesinlikle bu tarz şeyler değil.
Tüm bu karmaşanın üzerine, karakterlerin diyalogları o kadar utanç verici ve zorlama ki, sesini kısıp oynamak istiyorsunuz. Diğer modlardan izole bir şekilde hikayenin tadını çıkaramıyoruz. Oyun, hikaye modunda bile sürekli silahlarınıza camo açıp level atlatarak size buranın aslında dev bir multiplayer antrenman sahası olduğunu hatırlatıyor.
Co-op Odaklı Tasarımın Kurbanı Olmak
Oyunun 4 kişilik co-op olarak tasarlandığı çok açık. Peki, tek kişi oynamak isterseniz? Oyun size yapay zeka yoldaşlar bile atamıyor. Tamamen yalnızsınız.
İşin trajikomik tarafı ise sinematiklerde. Ara sahnelerde 4 karakter görürken, oyun başlar başlamaz tek kişi kalıyorsunuz (veya bir arkadaşınızlaysanız iki kişi). Diğer iki karakter buharlaşıyor. Görevler boyunca, sağ tarafta beliren statik PNG karakter görselleri ile konuşarak ilerliyoruz. Bu, 2025 yılında AAA bir oyundan çok, 2005 yılından kalma bir tarayıcı oyununu andırıyor ve tüm atmosferi yerle bir ediyor.
“Her Zaman Çevrimiçi” Bir Zulüm: Solo Oyuncunun Dramı

Gelelim en akıl almaz soruna: Black Ops 7 Campaign modu, solo oynamak için bile sürekli çevrimiçi olmayı zorunlu kılıyor. Tek başınıza hikayeye girmek istediğinizde bile bir sunucu aramak zorundasınız. Bu ne anlama geliyor?
- Oyunu Durduramazsınız: Evet, yanlış duymadınız. Hikaye modunda oyunu duraklatma tuşu yok. Acil bir işiniz çıksa bile oyun akmaya devam ediyor.
- AFK Uyarısı: Belli bir süre hareket etmezseniz, hareketsiz olduğunuz için oyundan atılabiliyorsunuz. Kendi evinizde, tek başınıza oynadığınız bir oyundan.
- Görev İçin Kayıt Alamıyorsunuz: Diyelim ki yemek molası vermek için oyunun başından kalktınız ve oyunu kapatacaksınız. Fakat oyuna geri döndüğünüzde bölümün en başından başlamak zorundasınız.
- Sunucu Hataları: En kötüsü de bu. Bir görevin sonuna yaklaştığınızda sunucu hatası alıp oyundan atılabiliyor ve tüm göreve baştan başlamak zorunda kalabiliyorsunuz.
Bu, 2025 yılında büyük AAA bir campaign modunda görülmemesi gereken bir durum. Hele ki düşmanların mermi süngeri olduğu böyle bir yapıda, bir görevi yeniden oynamak işkenceye dönüşebiliyor.
Hikaye Modu Ara Karar: Tam Bir Hayal Kırıklığı
Call Of Duty Black Ops 7 Campaign modu, Black Ops 2’nin bıraktığı ağır mirası yaşatmak yerine, yalnızca onun gölgesinde dolaşıyor. Bu gölgenin ağırlığını taşıyamadığı için de ortaya yapay, tutarsız, deliklerle dolu bir hikâye çıkıyor. Öne çıkarılması gereken dramatik anlar etkisiz, bağ kurulması gereken karakterler sığ, “büyük resim” ise boş.
Black Ops evreni, karmaşıklığı ve zeka dolu kurgusuyla bilinir. Ancak BO7, bu karmaşıklığı değil, yalnızca ismini kullanıyor.
Multiplayer – Güçlü Harita Tasarımıyla Geri Dönen Adrenalin

Call of Duty yıllardır süren bir yorgunluğun eşiğine gelmişken, Treyarch üst üste ikinci yıl bir Black Ops oyunu çıkarmanın riskini göze aldı. Ancak stüdyo bu kez topluluk geri bildirimlerini gerçekten dinlemiş. Daha futuristik bir tema, geliştirilmiş omnimovement sistemi ve fazlasıyla başarılı harita tasarımlarıyla Black Ops 7’nin Multiplayer tarafı, serinin uzun süredir hissettirmediği kadar dinamik ve ferah bir tempoya kavuşuyor. Çünkü yıllardır (2018’den beri) futuristik temaya sahip bir Call Of Duty oyunu çıkmadı.
Seri, geçen yılın ’90’lar temasından kopup 2035’in yüksek teknoloji atmosferine geçince, hem oynanış hızı hem de görsel kimlik açısından çok daha enerjik bir yapı ortaya çıkmış. Robotik scorestreak’ler, gelişmiş ekipmanlar ve yeni HUD tasarımıyla birlikte oyun, “tekrar aynı şey mi?” hissini ciddi ölçüde azaltıyor. Özellikle DAWG ve Rhino gibi robotik skor serileri, hem kaotik hem de eğlenceli anlar yaratıyor. Gravemaker sniper streak ise “biraz fazla güçlü” olsa da rakipleri duvar arkasından işaretlemesi ve birkaç atışlık özel gücüyle Multiplayer’a renk katan parçalardan biri.
Özlediğimiz Futuristik ve Hızlı Tempo Geri Dönmüş
Black Ops 6’da temelleri atılan omnimovement sistemi bu yıl duvar atlayışı (wall jump) ile genişletilmiş durumda. Kâğıt üzerinde küçük görünen bu ekleme, haritaların sunduğu dikey alanı ciddi anlamda artırıyor. Basit bir açı yakalama, snipera karşı pozisyon değiştirme veya agresif bir giriş yapma anlarında bu mini sıçramalar çok etkili. Hatta bazen haritanın etrafında sırf eğlenceli olduğu için duvar sekerek dolaştığımı fark ediyorum.
Tempo olarak oyun hâlâ genç ve refleks odaklı oyuncuları hedef alıyor. Taktiksel oynamak isteyenler için eski Black Ops oyunlarındaki kadar yavaş bir atmosfer yok. Fakat bu kez haritaların daha geniş tutulmuş olması nefes aldırıyor. Geçen yılki “dar, çarpışmalı, anında çatışma” düzeni yerine, Treyarch’ın klasik üç şeritli düzenini andıran, akışı belirgin ve pozisyon oyunu daha mümkün haritalar var. Toshin’in neon ışıkları altındaki Japon alışveriş bölgesi veya Homestead’in Alaska’nın kuzey ışıkları altındaki sakin atmosferi, hem görsel açıdan hem de oynanış yönünden oldukça başarılı.
Spawn noktaları da bu yıl şaşırtıcı şekilde sorunsuz. Black Ops 6’nın “doğar doğmaz ölme döngüsü” burada büyük ölçüde çözülmüş. Bu bile tek başına oyuncu deneyimini daha az sinir bozucu hâle getiriyor.
Yeni modlar da Multiplayer’a çeşitlilik katıyor.

Skirmish, 20v20 büyük ölçekli bir savaş alanı. Aynı anda birden fazla görevin aktif olduğu, birinin bittiği yerde diğerinin başladığı ve sürekli hareket gerektiren bir yapı. Campaign’den aşina olduğumuz grappling hook ve wingsuit bile burada kendine yer buluyor. Harita çeşitliliği şimdilik az olsa da modun potansiyeli oldukça yüksek.
Overload ise daha rekabetçi ve daha hızlı bir 6v6 mod. Bir EMP cihazını ele geçirip rakip bölgesindeki noktaları “aşırı yükleme” üzerine kurulu. Takım iletişiminin kötü olduğu maçlar yorucu olabiliyor. Ancak koordinasyon yakalandığında temposu oldukça keyifli.
Genel olarak Multiplayer, Black Ops 7’nin en parlak parçası. Harita kalitesi, omnimovement’ın genişletilmesi ve daha dengeli spawn yapısı oyunu geçen yıla göre çok daha akıcı ve eğlenceli hale getiriyor.
Endgame Modu – DMZ, Warzone ve Zombilerin Karışımı: Büyük Ama Ruhtan Yoksun

Her ne kadar Endgame modu, Call Of Duty Black Ops 7’nin campaign modunu bitirdiğimizde açılıyor olsa da, Multiplayer kısmında değerlendirmek lazım. Çünkü Endgame PVE tabanlı büyük bir multiplayer lobisine sahip. Endgame, Black Ops 7’nin “kalıcı” içerik yapısının temelini oluşturan, DMZ-Warzone-Zombi karışımı bir açık dünya görev sistemi. Kağıt üzerinde iddialı görünse de pratikte kimlik sorunu yaşayan bir mod.
Her yerde bitmek bilmeyen hedefler, 32 oyunculuk büyük seanslar ve sürekli wingsuit ile bir noktadan diğerine koşuşturma döngüsü var. Rakipleri umursamadan koşarak ilerlemek çoğu zaman daha verimli olduğundan, mod kendi içinde bir tansiyon yaratmayı başaramıyor. “Yaşayan dünya” fikri yerine “işaretlenmiş görev listesi” hissi ön plana çıkıyor.
Endgame’in yıllar içinde güncelleme alacağı söyleniyor. Bu nedenle modun geleceği açık. Ancak mevcut hâliyle ne DMZ’nin taktiksel gerginliğini ne Warzone’un kaotik eğlencesini ne de Zombi’nin atmosferik kimliğini yakalıyor. Büyük ama ruhsuz bir deneyim izlenimi bırakıyor.
Zombi Modu: Serinin Özünü Koruyan, Potansiyeli Yüksek Ama Şimdilik Belirsiz Bir Deneyim

Black Ops 7’nin Zombi modu bu yıl yine serinin eğlence damarını canlı tutuyor, ancak tam anlamıyla neye dönüştüğünü söylemek için henüz erken. Çünkü bu modun gerçek yüzü, her zaman olduğu gibi, topluluğun haritaları çözmesiyle ortaya çıkacak. Şu anda hepimiz yeni haritaların içinde el yordamıyla dolaşıyor, gizleri çözüyor, nerede ne var anlamaya çalışıyoruz. Bu keşif hali hem keyifli hem de zaman zaman sabır testine dönüşebiliyor.
Geçtiğimiz yılın bazı sıkıntıları bu yıl da devam ediyor. Örneğin, sadece Zombi oynamak istiyorsanız bile level 4’e ulaşmadan kendi loadout’unuzu hazırlayamıyorsunuz. İlk birkaç oyunda duvardan aldığınız silahlarla hayatta kalmaya çalışmak zorundasınız. “Eskiden oyunlar seni ilk dakikadan eğlendirirdi. Şimdi eğlenebilmek için bile grind yapmak gerekiyor” hissi tam olarak burada başlıyor.
Temel oynanış ise hâlâ klasik. Haritada yeni kapılar açıyorsun, puan biriktiriyorsun, Pack-a-Punch ile silah yükseltiyorsun, Gobblegum’lar ile avantaj topluyorsun, zırhını tamamlıyorsun ve tüm bunları yaparken de etrafını saran ölüleri temizliyorsun. Bu formül zaten yıllardır çalışıyor ve yine çalışmaya devam ediyor.
Asıl farkı yaratan şey haritalar. Bu yıl iki farklı haritayı deneme fırsatım oldu: Ashes of the Damned ve Vandorn Farm. İlki daha klasik “adım adım sırları çöz ve haritayı tamamla” yapısına yakın dururken, çiftlik temalı Vandorn Farm daha kaotik, daha kapalı ve daha “ne kadar dayanırsan” tarzı bir deneyim sunuyor. Özellikle çiftlik haritası, eski Zombi hislerini modern tasarım ile harmanlaması sayesinde daha çok hoşuma gitti. Korkunç olduğu kadar eğlenceli bir atmosferi var.
Ancak modun erken döneminde yaşanan “ne yapıyoruz?” sorunları hâlâ yerli yerinde. Sekizinci rauntun sonunda herkesin haritayı dolaşıp tek bir zombi araması, sonra da pes edip oyundan çıkması çok da şaşırtıcı değil.
Yine de Zombi modunun yapısı gereği bu tür belirsizliklerin birkaç hafta içinde çözüleceğini biliyoruz. Treyarch bu moda yine tonla üretim bütçesi ve içerik koymuş. Bu çok net hissediliyor. Haritaların sırları açıldıkça, yan görevler keşfedildikçe ve topluluk “meta yolları” buldukça Zombi modu her zaman olduğu gibi kendi ritmini yakalayacaktır.
Şimdilik söyleyebileceğim şu: Black Ops 7 Zombies çok eğlenceli, potansiyeli yüksek ve atmosferi güçlü. Ancak gerçek yüzünü tam anlamıyla görmek için topluluğun haritaları çözmesini beklememiz gerekecek. Şu an elimizdeki şey üzerime akın akın gelen zombiler ve pack a punch makinelerimiz.
Sonuç

Call of Duty Black Ops 7, serinin en tartışmalı yapımlarından biri olmayı başarıyor. Özellikle campaign modu, Call of Duty tarihinin en zayıf, en ruhsuz ve en özensiz işlerinden biri olarak hafızalarda yer edecek gibi duruyor. Serinin köklerine sadık olmayan görev tasarımları, yapay zeka problemleri, anlamsız boss savaşları ve bağlayıcılığı olmayan hikâye yapısı, Black Ops markasının taşıdığı tüm ağırlığı adeta bir anda yerle bir ediyor.
Ancak işin diğer yarısı çok daha umut verici. Multiplayer, Treyarch’ın güçlü harita tasarımlarına dönüşü, geliştirilmiş omnimovement sistemi ve daha geniş oynanabilirlik alanlarıyla bu yılın en parlak tarafı. Hem yeni nesil hızlı aksiyon arayanlara hem de klasik üç koridor tasarımını özleyenlere hitap etmeyi başarıyor.
Zombi modu ise henüz tam anlamıyla açılmamış bir kutu gibi. Haritalar çözülmeye başladıkça, ilk haftaların belirsizliği yerini klasik Black Ops zombi adrenalinine bırakacaktır. Şimdiden bile atmosferi, tasarımı ve potansiyeli ile güçlü bir temel sunduğunu hissettiriyor.
Sonuç olarak Black Ops 7, hikâye modunda büyük bir hayal kırıklığı yaratsa da, geri kalan tüm modlarda yılın en eğlenceli COD deneyimlerinden birini sunuyor. Campaign’i bir kenara koyduğunuz anda multiplayer ve zombi modu sizi saatlerce içine çekebilecek bir akışkanlığa sahip. Treyarch’ın asıl odağını bu iki moda verdiği çok belli ve iyi ki de öyle.
Eğer serinin sıkı bir takipçisiyseniz, özellikle multiplayer ve zombi modları için Black Ops 7 kesinlikle deneyimlemeye değer.
Daha fazla haber ve incelemelerimiz için sitemize ve sosyal medya hesaplarımıza göz atmayı unutmayın!
Call Of Duty Black Ops 7
Black Ops 7, hikâye modunda büyük bir hayal kırıklığı olsa da multiplayer ve zombi modlarıyla oyunu ayakta tutmayı başarıyor. Campaign kısmı serinin ruhunu kaybetmiş durumda, ancak çok oyunculu taraf hem hareket sistemi hem de harita tasarımlarıyla bu yılın en keyifli COD deneyimlerinden birini sunuyor. Zombi modu da potansiyeli yüksek, atmosferik ve ilerleyen haftalarda daha da güçlenecek gibi görünüyor. Online seven bir oyuncu iseniz, Black Ops 7 sizi onlarca saat eğlendirebilir.
Artılar
- Multiplayer’da güçlü ve dengeli harita tasarımları
- Gelişmiş omnimovement + wall jump sayesinde akıcı ve modern hareket sistemi
- Daha geniş ve nefes aldıran multiplayer tempo yönetimi
- Zombi modunda atmosferik ve detaylı haritalar
- Teknik anlamda güçlü silah hissiyatı ve akıcı çatışma mekanikleri
Eksiler
- Campaign modu serinin en başarısızlarından biri
- Görev tasarımları ruhsuz, tekrar eden ve açık dünya dolgu içeriklerle dolu
- Solo oynarken bile online bağlantı zorunluluğu
- Campaign’de yapay zeka ve spawn sorunlarının immersion’ı tamamen bozması
- Boss tasarımları Call of Duty kimliğinden uzak ve yapay hissettiriyor
