Merhaba sevgili Tourens okurları. Bugün karşınıza en sevdiğim korku serisi olan Scream ile çıkıyorum. Wes Craven ve Kevin Williamson tarafından yaratılan kült korku serisinin en yeni üyesi Scream 7 ülkemizde yarın yani 27 Şubat’ta vizyona girecek.
Serinin 5 ve 6. filmlerinde odak Sidney Prescott’tan çıkıp ilk filmdeki katil Billy Loomis’in çocuğu olan Samantha Carpenter’a geçmişti. Sam ve kardeşinin ana odakta olduğu filmlerden ilkinde Sid’i görsek de 6. filmde serinin mihenk taşı olan Sidney Prescott karakteri yoktu. Oldukça güzel olan bu iki filmden sonra Carpenter kardeşlerin hikayesinin devam etmesini bekliyorduk ki Samantha Carpenter ve kardeşi Tara’yı canlandıran aktörler filmden atıldı. Sam’e hayat veren Melissa Barrera, Filistin’i destekleyen açıklamalarından sonra iki yüzlü stüdyo ve yapımcılar tarafından projeden çıkarıldı. Bu olaylar sonrasında apar topar köklere dönüş, nostalji nidalarıyla yeni film duyuruldu ve hikaye tekrardan Sidney Prescott’a odaklanacaktı.

Yazının başında da bahsettiğim gibi ben ciddi bir Scream ve Ghostface hayranıyım. Serinin her dönemde kendine özgü mizahını ve yaramazlığını seviyorum. Çıkan her yeni filmde dönemin popüler korkularını eleştirmesi, bunları yaparken klişelere başvurması ve en sonunda bu klişeleri kendi elleriyle yıkması. Wes Craven’in mirası işte buydu. İlk 4 filmle birlikte Sidney macerası bence güzel ilerlemiş 5 ve 6 ile de tabiri caizse yedeğe çekilerek yeni karakterlerin önü açılmıştı. Tüm hikayenin gidişatı ve odağı bir anda tekrardan değişince doğal olarak yeni filmden beklentim pek yüksek değildi. Fakat inanın böylesine kötü olmasını ben de beklemiyordum.
Scream 7 neleri kötü yapıyor?
İlk olarak dilerseniz Scream denince akla gelen “ikonik” açılış sahnesinden başlayalım. Ne yazık ki bu filmle birlikte açılış sahneleri için az önce kullandığım “ikonik” tabiri tuzla buz oluyor. Ya siz bize geçtiğimiz film son dönemlerin en iyi “Scream Queen”i olan Samara Weaving’i vermiştiniz. Onun korku filmleriyle ilgili sorulara cevap vermesi, tüm yeteneğiyle çığlık atması derken serinin New York’a taşınış anını iliklerimize kadar hissettirmiştiniz. Şimdi ne oldu da adam akıllı telefonla arama sahnesi olmayan, korku filmlerinin bahsinin yalandan geçtiği ve içi boş bir açılış sahnesi yapmaya karar verdiniz.
Fragmanları izlememiş olanlarınız varsa diye sürprizi bozmak istemiyorum fakat Scream için devasa önem taşıyan bir konumda başlayan film ancak bu denli kötü bir açılış yapabilirdi. Ne bir kedi fare kovalamacası vardı ne de gerilimi yükselten diyaloglar. Sanki yalnızca yapılmış olmak için oradaydı. Önden söylemeden geçmeyeyim ne yazık ki Scream 7 baştan sona bu yapılmış olmak için yapılmış hissini iliklerinize kadar hissettiriyor.
Bu sahne biterken Ghostface, bu çok önemli ve mazisi olan konumu yakarak havalı bir çıkış yapıyor. Geçmişe bu kadar öfkeli, her şeyi yakıp yıkacağım mottosuyla hareket eden bir Ghostface. Tabi ki ister istemez biraz heyecanlandım ve ellerimi ovuşturmaya başladım. Evet serinin en kötü açılışını izlemiş olabilirdim ama beni güzel şeyler bekliyor gibiydi. Acaba bu öfkeli katil kimdi ve bizi neler bekliyordu?

Hikaye Molası
Bu tarafa derinlemesine inmeden Scream 7’nin hikayesine de bir bakalım dilerseniz. 2 film kadar Sidney’den uzaklaştıktan sonra tekrardan köklerimize dönüyoruz ve onun Woodsboro’dan uzakta kurduğu hayatına tanıklık ediyoruz. 5. filmde yalnızca bahsi geçen kocası Mark ve kızı Tatum (Evet ilk filmdeki Tatum’un anısına bu isim uygun görülmüş.) ile tanışıyoruz. Tatum annesinin geçmişini sorgulayan 17 yaşında genç bir kızken Sidney ise yaşadıklarından dolayı aşırı korumacı olmuş bir anne. Tabi bir de Tatum’ın tıpkı annesinin de bir zamanlar olduğu gibi farklı kişiliklerden oluşan arkadaş grubu var. İnsanların Sidney’i tanıması doğal olarak beraberinde soruları ve ön yargıları da getiriyor.
Annesinin tabiri caizse bir fenomen olması, Tatum’u daha tutuk bir karaktere dönüştürmüş. Ne zaman bir cevap arasa Sidney tarafından geçiştirilen Tate, annesi tarafından tüm bu toksik ortamdan uzak tutulmuş. Taa ki yeni Ghostface’imiz Sidney ve ailesini hedef alana kadar.
Sidney’in kızı ile tehdit edilmesiyle birlikte Woodsboro’daki önemli mekanı yerle bir eden Ghostface kendini yeni mekanında gösteriyor ve olaylar başlıyor. Filmin aksiyon kısmı henüz karakter dinamikleri çözülmeden başlıyor ve siz daha kafanızda kim ne kadar önemliydi diye oturtamadan ölümler başlıyor. Aslında buradaki problem açılış sonrası ilk ölümün süre olarak hızlı gelmesi değil de senaryo yazımının beceriksizliği diye düşünüyorum. İlk ölüm gerçekleştiğinde ne anne kız arasındaki bağ izleyene geçmiş oluyor ne de Tatum ve arkadaşları arasındaki bağ inandırıcılık kazanmış oluyor.
Tatum ile tanıtılan Scream 7 karakterleri sanki bir skeç gibi kısa kısa girip kendilerini tanıtıyorlar ve bu kısımlar biraz yapay hissettiriyor. Henüz yeni karakterleri hazmedemeden devreye Gale Weathers ile birlikte son iki filmden hatırladığımız ikizler Chad ve Mindy giriyor.
Karakter sayısı arttıkça ekran süreleri hiç makul ayarlanamıyor ve birden senaryodaki herkes önemini kaybetmeye başlıyor. Örneğin Gale ve Sidney’in çok önemli ve nostaljik olması gereken bir sekansını izlemeye başladığımız bir sahnede bir anda Sidney küsüp gidiyor ve o olay orada bıçak gibi kesiliyor. Sahne geçişleri bu ve bunun gibi birçok yerde hiç doğal hissettirmiyor. Bütün bir senaryodan çok birden fazla farklı parçanın birleştirilmesiyle oluşturulmuş gibi bir akışı var Scream 7’nin.
Buna ek olarak benim çok sevdiğim 5 ve 6. filme ihanet edilmesi de canımı çok sıktı açıkçası. Özellikle birkaç farklı yerde New York olaylarının bahsi geçmesine rağmen Carpenter kardeşler yokmuş gibi davranılıyor. Oysa ki Carpenter kardeşler Chad ve Mindy için çok önemli karakterlerdi. Bunu görmezden gelsek bile Chad ve Mindy bir önceki filmlerdeki yapılarından çok daha uzak komiklik olsun diye orada bulunan karakterler gibi resmedilmiş. Scream 7’nin kendi başına kötü bir yapım olmasının yanı sıra birde önceki iki filmi bu denli yok sayması beni fazlasıyla rahatsız etti.

İncelemeyi bitirmeden hemen önce, gelelim Scream 7’nin en büyük günahına. Bence serinin en kötü Ghostface seçimi bu filmde yapılmış. Gerek tanıtılan karakterler içinden hangisinin Ghostface olduğu gerekse de bu katilin motivasyonu aşırı zorlama hissettiriyor. Filmin zirvesindeyken durumları toparlayabilecek bir katilin ortaya çıkmasını beklemiştim. En azından biraz filmi yukarıya taşıyabilirdi. Ne yazık ki kapanış kısmı da filmin geri kalanı gibi zorlama olunca düşene bir tekme daha vurulmuş oluyor. Katilin kimliğini açıklarken, neden Ghostface olmaya karar verdiğini açıkladığı anlar aklıma geldikçe tekrar tekrar sinir oluyorum.
Evet sevgili okurlar, ne daha fazla kendimi sinirlendireyim ne de daha fazla sizlerin vaktini alayım. Anlayacağınız üzere Scream 7 benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Umarım yapılan yanlışlardan hızla dönülür ve serinin yeni filminde şanına yakışır bir iş ortaya koyarlar.
Daha fazla haber ve incelemelerimiz için sitemize ve sosyal medya hesaplarımıza göz atmayı unutmayın!
Scream 7
Sönük açılış sahnesi, en kötü Ghostface ve yapay karakterler. Scream 7 serinin kalitesini oldukça aşağı çekiyor.
Artıları
- Yaratıcı öldürme sahneleri
- Nostalji
Eksileri
- Tempo sorunları
- Serinin en kötü açılış sekansı
- Yapay karakterler ve diyaloglar
- Serideki en zorlama Ghostface motivasyonu
- Carpenter kardeşlerin yok sayılması
