Close Menu
    X (Twitter) Discord
    Tourens
    • Oyun
    • İncelemeler
    • Söylentiler
    • Pc
    • Konsol
    • Dizi / Film
    • Anime
    • Rehberler
    • Kutu Oyunları
    X (Twitter) Discord
    Tourens
    The Housemaid İncelemesi
    UğurcanYazar: Uğurcan12/01/20263 Dakika Okuma Süresi

    The Housemaid İncelemesi

    Freida McFadden‘in aynı isimli çok satan romanından uyarlanan The Housemaid, 9 Ocak’ta vizyona girdi. Yönetmenliğini Paul Frieg‘in (Freaks and Geeks, Ghostbusters) üstlendiği filmin genel tonu, yönetmenin straight comedy imzasından ziyade 1990’ların erotizm soslu psikolojik gerilim filmlerini andırıyor. Rebecca Sonnenshine‘in senaryosunu kaleme aldığı film, sınıf çatışması ve ayrıcalıklar hakkında bir şeyler söylese de, filmin en çekici yönünün Sydney Sweeney ve Amanda Seyfried‘in canlandırdığı Millie ve Nina arasındaki rahatsız edici düello olduğunu söylemek gerekiyor. The Housemaid, çoğunlukla iyi anacağım bir film olsa da Frieg‘in elinde ucuz hale geliyor. İkinci filmin duyurusunun gelmesiyle birlikte, basmakalıp işlerin hala alıcısı olduğunu görmek zor değil.

    The Housemaid İncelemesi
    The Housemaid

    The Housemaid ve Uyarlamalar Üzerine

    Popüler olan kitapların birkaç yıl içinde film ve dizilere uyarlanması, 2000’lerin sonuna kadar takip edebildiğim bir trend olmaya devam ediyor. 2008 yılında ilk kitabı yayınlanan Hunger Games, 2012 yılında ilk uyarlamasını edinmişti. Bununla birlikte Jessica Bruder‘in 2017 yılında Büyük Durgunluk üzerine yazdığı Nomadland, 2020 yılında beyaz perdeye uyarlanmıştı ve ödül törenlerinde büyük başarı elde etmişti. Freida McFadden tarafından kaleme alınan The Housemaid de, birden fazla okuduğum kaynağa göre, kitabın ana hatlarına oldukça sadık kalan bir yapım olmuş. Bununla birlikte filmin özgün hiçbir yanının olmaması, bana kaynak materyalin de kalitesini sorgulattı.

    Adaptasyon yapımların günahı da sevabı da, izleyicisini ne denli kaynak materyaline çekebildiğidir bana kalırsa. Denis Villeneuve‘ün Dune: Part One‘ını ele alalım. 2021 yılında çıktığında, bilimkurguyla ilgilenmeyenleri bile kaynak materyale yönlendirmeyi başarmıştı. Bu sayede, belki de yüzbinlerce insanın ufku açıldı. Tabii ki burada, The Housemaid ile Dune: Part One‘ı karşılaştırmıyorum. Sadece The Housemaid‘in neden başarısız bir uyarlama olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Burada vurgulamak istediğim şey, ya kaynak materyalin yetersizliği ya da filmin başarısız bir adaptasyon olduğudur.

    Bununla birlikte, filmin şu dakika itibariyle dünya çapında 150 milyon dolar kazandığını göz önünde bulundurduğumuzda, kimsenin şikayetçi olduğunu sanmıyorum.

    The Housemaid, Sydney Sweeney‘in canlandırdığı genç ve çaresiz bir kadın olan Millie Calloway’in hikayesini konu alıyor. Film boyunca başrolleri paylaşmalarına rağmen Sweeney‘in karakteri, yatılı hizmetçi olarak işe başladığı evin hanımını canlandıran Amanda Seyfried‘in karakteri Nina’ya kıyasla çok daha sempatik sunuluyor. Bu noktada sempatimizi kazanmakla beraber Sweeney‘in karakterinin üzerinde de pek çok soru işareti bulunuyor ve film kendi çapında bu sorulara yanıt veriyor, fakat bunların pek tatmin edici olduğunu söyleyemem. Buna karşın Seyfried‘in canlandırdığı Nina, ilk dakikadan itibaren antipatik ve sonrasında da zorba, öfke nöbetleri geçiren paranoyak bir işveren portresi çiziyor. Bütün bunların ortasında, saatli bomba gibi işleyen Brandon Sklenar‘in canlandırdığı Andrew karakteri yer alıyor.

    Bu noktada yazı, filmin sonuyla bağlantılı şekilde spoiler içerecek.

    Brandon Sklenar canlandırdığı Andrew, hikayenin başrollerini kırılma noktasına götürüyor diyebilirim. Amanda Seyfried‘in muhteşem bir biçimde canlandırdığı ve bana göre filmin yıldızı olan Nina, bir noktadan sonra Millie’ye tam anlamıyla cehennemi yaşatıyor. Bu dayanılmaz çalışma koşullarında ona destek olan ise, her anlamda kusursuz, karizmatik ve çekici sunulan Andrew oluyor. Bir noktada ikili arasındaki yakınlaşmalar artıyor, fakat filmin aşk üçgeni kurmak gibi bir niyeti asla olmuyor. En nihayetinde, filmin sonunda Andrew’ın anlatıldığı gibi kusursuz biri olmadığı ortaya çıkıyor. Film boyunca karşıt gibi görünen iki ana karakter, filmin gerçek kötü adamına karşı güçlerine birleştiriyorlar.

    The Housemaid, hikayesini anlatmakta basit ve hızlı davranıyor. Frieg ve Sonnenshine işbirliği, bana kalırsa ellerindeki sağlam oyuncu kadrosunu hikayeye dahil edememişler. Sydney Sweeney, medyada tartışmalı bir isim olsa da belirli bir seviyenin üstünde performans veriyor her zaman, fakat bu yapımda epey yavan ve soğuk buldum kendisini. Doğrusunu söylemek gerekirse, Amanda Seyfried‘in performansı filmin geri kalan tüm unsurlarını gölgede bırakıyor. Her saniyesinde karakterini izlemekten çok keyif aldım. The Housemaid‘i de tek bir şeyle hatırlamam gerekirse onunla hatırlayacağımdan şüphem yok.

    Daha fazla haber ve incelemelerimiz için sitemize ve sosyal medya hesaplarımıza göz atmayı unutmayın!

    The Housemaid

    4 Kötü

    The Housemaid, filmin son çeyreğine kadar kafası karışık ilerliyor ve son çeyrekte vitesi arttırıyor. Buna karşın, anlatı yönünde pek bir şey vaat edemiyor.

    Artıları
    1. Amanda Seyfried ve Sydney Sweeney'nin kimyası izlemesi keyifli bir gösteri sunuyor
    2. İlk çeyrek, hiç de fena olmayan bir gizem kurmayı başarıyor
    Eksileri
    1. Kurguda aksamalar
    2. Kaynak materyal veya başarısız bir adaptasyon
    3. Basit bir hikaye kurgusu
    4. Son çeyreğin tamamı
      Yorum bırakın

      Comments are closed.

      Editörün Seçtikleri

      2026’nın En Çok Beklenen Animeleri

      Oynayabileceğiniz En İyi 10 Rogue Lite Oyun

      27/12/2025

      The Game Awards 2025 Adayları

      17/11/2025

      Arc Raiders Güncelleme 1.2.0

      13/11/2025
      9

      Dispatch İncelemesi

      13/11/2025
      Sosyal Medya
      • Twitter
      • YouTube
      • Twitch
      • Instagram
      Tourens
      • İletişim
      • Ekibimiz
      • Hakkımızda
      © 2026 Tourens. Tüm Hakları Saklıdır.

      Arama kutusunun üzerine ne aramak istediğinizi yazın...