Close Menu
    X (Twitter) Discord
    Tourens
    • Oyun
    • İncelemeler
    • Söylentiler
    • Pc
    • Konsol
    • Dizi / Film
    • Anime
    • Rehberler
    • Kutu Oyunları
    X (Twitter) Discord
    Tourens
    Halloween: The Game - İnceleme
    Davut İnanlarYazar: Davut İnanlar08/09/202612 Dakika Okuma Süresi

    Halloween: The Game – İnceleme

    Amerika merkezli bağımsız video oyun geliştiricisi IllFonic tarafından geliştirilen ve IllFonic ile Gun Interactive tarafından yayımlanacak olan asimetrik çok oyunculu hayatta kalma korku oyunu Halloween: The Game, 8 Eylül 2026 tarihinde PlayStation 5, Xbox X/S Serisi ve PC platformlarında oyuncularla buluşacak.

    Halloween: The Game, Friday the 13th: The Game‘in arkasındaki isimlerin yeniden bir araya gelerek geliştirdiği yeni bir yapım. Ben de Friday the 13th: The Game’i oldukça seven biri olarak Halloween: The Game için ayrı bir heyecan duyuyordum. Oyunun çıkışından dört gün önce erişime açılan Deluxe Edition’ı satın alarak, herkese açılmadan önce oyunu detaylıca deneyimleme fırsatı buldum. Peki, Halloween: The Game bu süre içerisinde beklediğim heyecanı bana yaşatabildi mi? Benim gibi Friday the 13th: The Game’i özleyen oyuncular aradıkları yeni oyunu burada bulabilecek mi? Gelin, hep birlikte bakalım.

    İnceleme Başlıkları

    • Hikaye Modu
    • Altyazılar
    • Oyun Mantığı
    • Michael Myers
    • Kurbanlar
    • Haritalar
    • Grafikler
    • Müzikler
    • Optimizasyon ve Hatalar
    • Değerlendirme
    • Fiyatını hak ediyor mu?
    Halloween: The Game
    Halloween: The Game

    Hikaye Modu

    Çok oyunculu tarafa geçmeden önce, oyunun hikaye modundan bahsetmek istiyorum. Evet, Halloween: The Game yalnızca çevrim içi bir yapım değil; içerisinde 1 Prologue ve 5 Chapter’dan oluşan kısa bir hikaye modu da bulunuyor. Bölümler oldukça kısa tutulmuş ve tamamını bitirmeniz en fazla 2 saatinizi alacaktır.

    Halloween: The Game Hikaye Modu

    Hikaye boyunca Michael Myers’ın gözünden ilerliyor ve ikonik katilin hikayesini oynuyoruz. Her bölümde isteğe bağlı challenge görevleri de yer alıyor. Örneğin belirli bir kurbanı farklı bir yöntemle öldürmek gibi görevleri tamamladığınızda karakterleriniz için kozmetik ödüller kazanıyorsunuz.

    Aslında bu hikaye modu, Michael Myers’ı nasıl oynamanız gerektiğini öğreten bir tutorial görevi de görüyor. Katilin yetenekleri, oynanış mekanikleri ve avlanma mantığı bu bölümler sayesinde doğal bir şekilde oyuncuya aktarılıyor.

    Sunum tarafında ise çok büyük beklentiye girmemek gerekiyor. Sinematik sahneler mevcut ve yer yer atmosferi destekliyor, ancak AAA seviyesinde bir anlatım beklememelisiniz. Açıkçası ben hikaye modunu beğendim. Michael Myers’ın hikayesini bu kısa sürede gayet başarılı bir şekilde anlatıyor ve bence gereğinden uzun tutulmasına da ihtiyaç yok.

    Tek eleştirim ise hikaye modunun tamamen katile odaklanması. Michael Myers için böyle bir başlangıç deneyimi hazırlamışlar ancak kurban karakterler için hiçbir özel bölüm bulunmuyor. Aynı mantıkta, hayatta kalanların gözünden anlatılan birkaç chapter da eklense hem evreni zenginleştirir hem de yeni oyuncular için güzel bir eğitim modu olurdu. Belki bunu ilerleyen güncellemelerde görürüz.

    Altyazılar

    Oyunun en büyük problemlerinden biri ise altyazılar. Açıkçası oyunu geliştirirken bu kısma pek özen gösterilmemiş gibi duruyor. Altyazı sistemi, zaman zaman YouTube’da karşımıza çıkan otomatik oluşturulmuş altyazıları andırıyor. Bir karakter konuşmaya başladığında, söylediği neredeyse her şey tek seferde uzun bir paragraf hâlinde ekrana yansıtılıyor. Üstelik bazı sahnelerde altyazılar konuşmalara yetişemiyor, bazılarında ise karakterin söylediğiyle ekranda yazanlar birbiriyle uyuşmuyor.

    Halloween: The Game Altyazılar

    Oyun Mantığı

    Gelelim oyunun asıl odak noktası olan çok oyunculu kısmına. Öncelikle rolleri tek tek anlatmadan önce oyunun temel mantığından bahsedelim. Halloween: The Game’de 4 kurban ve 1 katil karşı karşıya geliyor. Açıkçası oyuncu sayısı ilk öğrendiğimde beni biraz üzen noktalardan biri olmuştu. Çünkü Friday the 13th: The Game, 8 kişiye kadar oynanabiliyordu ve kalabalık oyuncu sayısının yarattığı kaos bana göre oyunu çok daha eğlenceli hâle getiriyordu.

    Halloween: The Game’in dört kurbanlı bir yapıya sahip olduğunu öğrendiğimde ise aklıma doğrudan Dead by Daylight geldi ve oyunun ona fazla benzeyebileceğinden endişelenmiştim. Yanlış anlaşılmasın; Dead by Daylight’ı sevmiyor değilim, aksine oldukça severim ve oynarım. Ancak Dead by Daylight zaten kendi alanında yaptığını oldukça iyi yapan bir oyun. Buna karşılık sektörde Friday the 13th: The Game’in bıraktığı boşluğu doldurabilecek benzer bir yapımın hâlâ olmadığını düşünüyorum. Bu nedenle Halloween: The Game’den beklentim de daha çok Friday the 13th: The Game çizgisinde ilerlemesiydi.

    Peki sonuç nasıl olmuş? Bana göre Halloween: The Game, Friday the 13th: The Game ile Dead by Daylight’ın harmanlanmış hâli diyebiliriz. Maçlarda dört oyuncu kurban rolünü üstleniyor ancak haritada yalnızca onlar bulunmuyor. Aynı zamanda Special Target olarak adlandırılan kurbanların yanı sıra normal kurban NPC’ler de yer alıyor. Bunların nasıl çalıştığını birazdan daha detaylı anlatacağım ancak kurban tarafındaki temel amaçlardan biri, yalnızca kendinizi kurtarmak değil, haritadaki bu NPC’lerin de kaçmasına yardımcı olmak. Katilin amacı ise tahmin edebileceğiniz üzere bunun tam tersi: kimsenin kaçmasına izin vermemek ve mümkün olduğunca fazla kurbanı öldürmek.

    Michael Myers

    İlk olarak katil rolüne bakalım. Öncelikle oyunda yalnızca bir katil, Michael Myers bulunuyor. Friday the 13th: The Game’deki farklı Jason seçeneklerinin aksine burada farklı özelliklere veya istatistiklere sahip alternatif Michael Myers’lar yok. Farklı kostümler bulunuyor ancak bunlar tamamen kozmetik. Yani hangi kostümü seçerseniz seçin aynı Michael Myers’ı, aynı yetenekler ve öldürme seçenekleriyle oynuyorsunuz.

    Halloween: The Game Michael Myers

    Maç içerisinde farklı silahları kullanabiliyor, hatta kurbanların da kullanabildiği dart gibi fırlatılabilir eşyaları katilde kullanabiliyor. Maçları oynadıkça XP kazanıyor ve karakterinizin seviyesini yükseltiyorsunuz. Seviye atladıkça da yeni silahlar açıyor ve maça başlayacağınız silahı seçebiliyorsunuz. Her silahın kendine özgü öldürme animasyonları bulunuyor ancak açıkçası bu konuda oyun biraz sığ kalmış. Bir kurbanı yakaladığınızda ekranda rastgele beliren 1, 2, 3 ve 4 tuşlarına doğru sırayla basmanız gereken küçük bir mini oyun başlıyor. Bunu başarıyla tamamladığınızda kurbanı öldürüyorsunuz ancak standart öldürmelerde görebileceğiniz animasyon sayısı oldukça az. Buna karşılık çevreyle etkileşime girerek gerçekleştirebildiğiniz öldürmeler çok daha çeşitli ve bu animasyonların hakkının gerçekten verildiğini söyleyebilirim.

    Halloween: The Game Öldürme Animasyonu

    Michael Myers’ın oynanışı yalnızca kurbanların peşinden koşmaktan da ibaret değil. Kullanabileceğiniz çeşitli özel yetenekler bulunuyor. Bunların en önemlilerinden biri Shape Jump. Bu yetenek sayesinde haritada çok daha hızlı bir şekilde seyahat edebiliyor ve yetenekten çıkmadığınız sürece bu şekilde dolaşmaya devam edebiliyorsunuz. Ancak sistemin bazı kısıtlamaları var. Işık altındayken Shape Jump’ı kullanamıyorsunuz; aynı şekilde yetenek içerisindeyken ışıklı bir bölgede, bir kurbanın görüş alanında veya kurbana çok yakınsanız normal hâlinize dönemiyorsunuz.

    Halloween: The Game Shape Jump

    Bunun yanında Reality Tear isimli başka bir yetenek ise Shape Jump’ın bu kısıtlamalarını ortadan kaldırarak istediğiniz yerde giriş ve çıkış yapabilmenizi sağlıyor. Tabii bunun karşılığında oldukça uzun bir bekleme süresine sahip. Oyunda buna benzer şekilde açabileceğiniz toplam altı farklı yetenek bulunuyor. Açıkçası özellikle oyunda yalnızca tek bir katilin bulunduğunu düşündüğümüzde, bu sayının oynanış çeşitliliği açısından oldukça yetersiz kaldığını düşünüyorum.

    Michael Myers’ın önemli mekaniklerinden bir diğeri ise Stalk sistemi. Kurbanları gizlice takip ederek Stalk seviyesini üçe kadar yükseltebiliyorsunuz. Seviye yükseldikçe kurbanı yakaladığınızda elinizden kurtulması zorlaşıyor, korku seviyesi artıyor ve Michael’ın Bloodthirst seviyesi artıyor. Bloodthirst göstergesini doldurduğunuzda ise artan hasar, yeteneklerin bekleme sürelerinin azalması ve Shape Jump sırasında daha hızlı hareket etme gibi önemli avantajlar elde ediyorsunuz. Ancak yere düşürülmeniz veya ışığa girmeniz durumunda Bloodthirst seviyeniz azalıyor. Ayrıca, yere düşürüldüğünüzde ayağa kalkmak üzereyken yakınınızda bir kurban bulunuyorsa onu gafil avlayarak aniden öldürebiliyorsunuz.

    Halloween: The Game Stalk

    Son olarak oyunda ilk gördüğümde biraz garipsediğim bir ceset saklama mekaniği de bulunuyor. Evet, öldürdüğünüz kurbanların cesetlerini saklayabiliyorsunuz. Bunun amacı, haritadaki NPC’lerin cesetleri görerek bir katilin etrafta olduğunu anlamalarını ve paniğe kapılmalarını engellemek. Fikir olarak Michael Myers temasına uygun bir detay olsa da açıkçası maçlar sırasında çok fazla ihtiyaç duyduğum veya diğer oyuncuların sıkça kullandığını gördüğüm bir mekanik olmadı.

    Halloween: The Game Ceset Taşıma

    Kurbanlar

    Şimdi gelelim benim bu tür oyunlarda oynamayı en sevdiğim tarafa: kurban rolüne. Ben bu tarz asimetrik korku oyunlarında katilden kaçmayı, kovalamaca sırasında oradan oraya atlamayı ve yakalanacak mıyım diye yaşanan o gerginliği gerçekten seviyorum. Ancak ne yazık ki Halloween: The Game’de bu hissi neredeyse hiç yaşayamadım. Katil tarafından kovalanmak ne korkutucu ne de yeterince gerilimli hissettiriyor.

    Bunun en büyük sebebi ise katilden kaçmanın fazlasıyla kolay olması. Çoğu zaman herhangi bir özel hamle yapmanıza bile gerek kalmadan dümdüz koşarak Michael Myers’tan uzaklaşabiliyorsunuz. Katil o kadar yavaş kalıyor ki özellikle atletizmi yüksek bir karakter seçtiğinizde size yetişmesi oldukça zorlaşıyor. Bu da kovalamacaların önemli bir kısmını sadece koşmaktan ibaret hâle getiriyor ve açıkçası bir süre sonra hiç eğlenceli gelmemeye başlıyor.

    Karakter çeşitliliği konusunda ise oyunun hakkını vermek gerekiyor. Oyunda 12 farklı oynanabilir kurban bulunuyor ve her birinin kendine özgü avantajları var. Kağıt üzerinde bu sistem gerçekten güzel ve farklı oyun tarzlarına uygun karakterler seçebilmenizi sağlıyor. Üstelik maç içerisinde seçtiğimiz perkler sayesinde karakterimize ekstra avantajlar da kazandırabiliyoruz. Ancak mevcut dengede atletizmi yüksek bir kurban seçtiğinizde Michael Myers’ın size yetişmekte bu kadar zorlanması, diğer karakterlerin sunduğu avantajların önemini yitiriyor.

    Halloween: The Game Kurbanlar

    Peki kurbanların asıl amacı ne? İlginç olan nokta da burada başlıyor çünkü amacınız yalnızca kendi başınıza kaçmak değil, haritadaki NPC’leri de kurtarmak. Haritada karşılaştığınız NPC’lerle konuşarak onları ikna etmeye çalışıyor ve sonrasında yardım çağır, beni takip et veya kaç gibi farklı komutlar verebiliyorsunuz. Böylece yalnızca kendi hayatta kalma mücadelenizi değil, etrafınızdaki diğer insanların da kurtuluşunu yönetmeye çalışıyorsunuz.

    Kaçış seçenekleri konusunda da oyun oldukça fazla çeşitlilik sunuyor. Araba tamir etmek, mahzenden kaçmak, polisi aramak veya bir polis arabasını çalarak kaçmak gibi farklı yollar bulunuyor. Bunun yanında çevredeki neredeyse her nesneyle bir şekilde etkileşime girebiliyor, farklı noktalara saklanabiliyor ve oldukça geniş bir eşya havuzundan yararlanabiliyorsunuz. Hatta haritada bisiklete bile binebiliyorsunuz. Bu etkileşim çeşitliliği, haritaların daha canlı ve oynanabilir hissettirmesini sağlıyor.

    Üstelik ölmeniz de maçın tamamen bittiği anlamına gelmiyor. Öldükten sonra karşınıza çıkan mini oyunları tamamlayarak perkler kazanabiliyor ve bunları hayatta kalan oyunculara göndererek onlara avantaj sağlayabiliyorsunuz. Eğer maç içerisinde polis çağrılmışsa polis olarak, belirli durumlarda ise Michael Myers’ın doktoru olarak yeniden oyuna dönebilmeniz mümkün. Üstelik bunu bir maç içerisinde birden fazla kez yapabiliyorsunuz.

    Halloween: The Game Ölüm Ekranı Mini Oyunu

    Son olarak oyunda Michael Myers’ı tutuklama gibi oldukça ilginç bir mekanik de bulunuyor. Ancak oynadığım süre boyunca bunun gerçekleştiği bir maça hiç denk gelmediğim için sistemin tam olarak nasıl işlediğini deneyimleme fırsatım olmadı. Yine de yalnızca kaçmaya odaklanmak yerine katile karşı böyle alternatif bir sonucun bulunması güzel bir fikir.

    Haritalar

    Haritalardan kısaca bahsetmek gerekirse, oyunun çıkış aşamasında sunduğu harita çeşitliliğini yeterli ve başarılı buldum. Haritaların yalnızca tasarımları değil, boyutları da birbirinden farklı. Oldukça büyük ve geniş bir haritanın yanında orta büyüklükte ve daha küçük haritalar da bulunuyor. Böylece her maç aynı ölçekte bir alanda geçmiyor ve haritanın büyüklüğüne göre oynanışın temposu da değişebiliyor.

    Grafikler

    Grafikler konusunda Halloween: The Game kesinlikle görsel bir şölen sunmuyor ancak böyle bir oyun için grafiklerin gayet yeterli olduğunu düşünüyorum. Özellikle atmosfer ve ışıklandırmayla birleştiğinde görsel kalite işini başarıyla yapıyor. Kısacası grafikler oyunun öne çıkan taraflarından biri olmasa da genel deneyimi olumsuz etkileyecek bir seviyede kesinlikle değil.

    Müzikler

    Müziklere gelecek olursak, Halloween: The Game bu konuda oldukça başarılı. Hepimizin artık aşina olduğu Michael Myers’ın ikonik kovalamaca müziği başta olmak üzere, oyun boyunca kullanılan müzikler Halloween atmosferini oldukça iyi yansıtıyor.

    Optimizasyon ve Hatalar

    Geldik oyunun bence en büyük problemine: optimizasyon. Halloween: The Game, dört günlük erken erişim sürecinde optimizasyon açısından maalesef oldukça kötü durumdaydı. Grafik ayarlarını düşürmeme ve farklı ayarlar denememe rağmen performans sorunlarının önüne geçemedim. Bu durum da oynadığım süre boyunca deneyimimi ciddi anlamda olumsuz etkiledi.

    Üstelik problem yalnızca optimizasyonla sınırlı değil. Oynadığım süre boyunca animasyon hataları, karakterlerin uçması, bazı nesnelerle etkileşime girememek, karakterlerin geri geri koşması gibi birçok hatayla karşılaştım. Hikâye modunda ise bazı sahnelerde karakterlerin konuşma seslerinin tamamen kaybolduğu bile oldu. Kısacası oyun şu an teknik açıdan oldukça sorunlu ve karşılaştığım bu hataların birçoğu doğrudan oyun deneyimimi kötü etkiledi.

    Değerlendirme

    Halloween: The Game, büyük beklentilerle başladığım ancak ne yazık ki hayal kırıklığıyla ayrıldığım bir oyun oldu. Bana göre elinde gerçekten iyi bir asimetrik korku oyununa dönüşebilecek fikirler var ancak şu an bu potansiyelini oldukça kötü kullanıyor.

    Halloween: The Game Maske

    NPC’lerle konuşmak, onları ikna etmek ve ardından takip etme, kaçma veya yardım çağırma gibi komutlar verebilmek kağıt üzerinde gerçekten güzel bir fikir. Ancak bu sistem, yapay zekanın mevcut hâli nedeniyle pratikte istediği etkiyi yaratamıyor. Michael Myers karşılarına çıktığında doğru düzgün tepki veremeyen, hatta kendilerini savunmaları gereken durumlarda ateş bile etmeyen NPC’lerle bu sistemin uzun vadede sürdürülebilir olduğunu düşünmüyorum. Açıkçası oyunun en başından itibaren NPC’ler yerine tamamen gerçek oyuncular etrafında tasarlanmış olmasını tercih ederdim.

    Denge tarafında da ciddi problemler bulunuyor. Bir taraftan baktığınızda kurbanlar Michael Myers’tan çok daha güçlü hissettiriyor çünkü özellikle hızlı bir karakterle dümdüz koşarak bile katilden kaçabiliyorsunuz. Bu da oyunun en önemli parçalarından biri olması gereken kovalamacaları fazlasıyla basit ve bir süre sonra sıkıcı hâle getiriyor. Diğer taraftan ise iş maçın sonucuna geldiğinde çoğunlukla Michael Myers avantajlı. Dört oyuncunun tamamı kaçmayı başarsa bile haritada kalan NPC’leri bulmak katil için oldukça kolay. Yapay zekâlarının da yetersiz olması nedeniyle Michael Myers bu karakterleri rahatlıkla öldürebiliyor ve kurbanlar NPC’leri kurtaramadığı için maçın kazananı yine katil oluyor.

    Gerçi kazanmanın veya kaybetmenin de çok büyük bir önemi olduğunu söyleyemem. Oyun, maç boyunca gerçekleştirdiğiniz eylemlere göre XP verdiği için sonuçtan ziyade ne kadar aktif olduğunuz önem kazanıyor. Ancak burada başka bir problem ortaya çıkıyor: maçlar yaklaşık 20 dakika sürüyor. Eğer erken ölürseniz ve polis henüz çağrılmamışsa oyuna geri dönme şansınız da olmuyor. Bu durumda maçın geri kalanında Michael Myers’ın haritada NPC aramasını izlemek zorunda kalabiliyorsunuz. Maçtan ayrıldığınızda XP’nizi de kaybettiğiniz için bazen uzun süre boyunca hiçbir şey yapmadan maçın bitmesini beklemek zorunda kalmanız oldukça sıkıcı.

    Kısacası Halloween: The Game’in mevcut hâliyle uzun süre ayakta kalmasının zor olduğunu düşünüyorum. Ancak bu, oyunun tamamen umutsuz olduğu anlamına gelmiyor. Özellikle arkadaşlarınızla girdiğinizde veya takımınıza eğlenceli oyuncular denk geldiğinde ortaya çıkan kaos sayesinde gerçekten keyifli anlar yaşayabiliyorsunuz. Tek başınıza oynadığınızda ise aynı eğlenceyi yakalamak çok daha zor.

    Oyunun haritaları güzel, çevreyle etkileşim oldukça fazla ve kaçış yöntemlerinde yeterli çeşitlilik bulunuyor. Fakat bana göre bu türün temelinde olması gereken katil-kurban kovalamacalarındaki gerilim ve eğlence şu an eksik. Michael Myers’ın oynanışına ve genel olarak oyuna daha fazla çeşitlilik eklenir, kovalamacalar daha dengeli ve heyecanlı hâle getirilir, NPC yapay zekâsı ciddi şekilde geliştirilir ve teknik problemler çözülürse Halloween: The Game zaman içerisinde çok daha iyi bir noktaya gelebilir.

    Ancak benim deneyimlediğim optimizasyon problemleri, sayısız hata, yetersiz yapay zekâ ve dengesiz oynanışla birlikte değerlendirdiğimde, oyunun şu anki hâliyle oyuncuları uzun süre başında tutmasının oldukça zor olduğunu düşünüyorum. Potansiyel kesinlikle var; önemli olan IllFonic’in bu potansiyeli ne kadar iyi değerlendireceği.

    Fiyatını hak ediyor mu?

    Oyunu PC platformunda değerlendirdiğim için fiyatlandırma konusunda da yalnızca PC sürümü üzerinden konuşacağım. Halloween: The Game şu anda Steam’de 18,49 dolar, Epic Games Store’da ise 559 TL fiyat etiketiyle satılıyor.

    Açıkçası oyunun mevcut durumunu göz önünde bulundurduğumda Steam’deki 18,49 dolarlık fiyatını kesinlikle hak ettiğini düşünmüyorum. Epic Games Store’daki 559 TL’lik fiyat ise nispeten daha makul. Arkadaşlarınızla oynayacak yeni bir oyun arıyorsanız ve Halloween: The Game’e bir şans vermek istiyorsanız bu fiyat üzerinden değerlendirilebilir.

    Yine de benim tavsiyem, mevcut teknik sorunları ve içerik eksikliklerini de hesaba katarak bir indirim beklemek olur. Hem oyunun bu süreçte güncellemelerle daha iyi bir noktaya gelme ihtimali var hem de daha düşük bir fiyattan şans vermek, şu an için çok daha mantıklı bir tercih olacaktır.

    Daha fazla haber ve incelemelerimiz için sitemize ve sosyal medya hesaplarımıza göz atmayı unutmayın!

    Halloween: The Game

    6 Ortalama

    Halloween: The Game, benim gibi beklentisi yüksek olan oyuncular için hayal kırıklığı yaratabilecek ve mevcut haliyle bir süre sonra kendini tekrar ederek sıkmaya başlayabilecek bir oyun. Arkadaşlarınızla birlikte bir süre keyifli vakit geçirebilirsiniz ancak uzun vadede oyuncuyu başında tutacak içerik ve süreklilik konusunda ne yazık ki sınıfta kalıyor.

    Olumlu Yönler
    1. Haritalar
    2. Öldürme Animasyonları
    3. Kaçış Çeşitliliği
    4. Çeşitli Nesneler
    5. Kurban Çeşitliliği
    6. Hikaye Modu
    7. Müzikler
    Olumsuz Yönler
    1. Optimizasyon ve Hatalar
    2. Altyazılar
    3. Yapay Zeka
    4. Katil Çeşitliliği
    5. Sıradan Öldürme Çeşitliliği
    6. Gerilim Hissinin Olmaması
    7. Tekrardan Doğmak Mümkün Olmayınca Maç Boyunca İzlemek Zorunda Olmak
      Yorum bırakın

      Comments are closed.

      Editörün Seçtikleri

      Path of Exile 2 – 0.5 Return of the Ancients Detayları

      Oynayabileceğiniz En İyi 10 Metroidvania

      25/01/2026

      2026’nın En Çok Beklenen Animeleri

      03/01/2026

      Oynayabileceğiniz En İyi 10 Rogue Lite Oyun

      27/12/2025

      The Game Awards 2025 Adayları

      17/11/2025
      Sosyal Medya
      • Twitter
      • YouTube
      • Twitch
      • Instagram
      Tourens
      • İletişim
      • Ekibimiz
      • Hakkımızda
      © 2026 Tourens. Tüm Hakları Saklıdır.

      Arama kutusunun üzerine ne aramak istediğinizi yazın...