Bahsettiklerimiz
2025 yılında Superman filminin yayınlanmasının ardından gözler haliyle Supergirl filmine çevrilmişti. Superman genel olarak ben dahil genel izleyicinin beğenisini kazandığı için yeni DC evreninin bir sonraki filmi oldukça merak ediliyordu. James Gunn’ın yaptığı açıklamalar ile bir sonraki hamlenin Tom King’in Woman of Tomorrow çizgi romanından uyarlanacak Supergirl filmi olduğu haberini çok geçmeden almıştık. Filmin yönetmen koltuğunda Craig Gillespie’nin olduğu açıklandığında Supergirl filmine olan beklentiler de yükselmeye başlamıştı. Ve bir yandan da James Gunn tarafından yapılan açıklamalar bu beklentinin yükselmesine sebep oluyordu.
Ana Nogueira’nın Woman of Tomorrow çizgi romanını senaryolaştırarak Gunn’a sunmasının ardından gelen açıklamalar senaryonun çok beğenildiği ve filmin önceliklendirildiğiydi. Woman of Tomorrow çizgi romanı benim okurken oldukça etkilendiğim ve favori çizgi romanlarım arasına giren bir eser. Hal böyle olunca filme karşı olan beklentilerim de oldukça yüksekti. İnceleme yazısına geçmeden önce yazının içerisinde spoiler olacağı uyarısını yapmamız gerek. Eğer keyfinizin kaçmasını istemiyorsanız filmi izledikten sonra göz atmanızı tavsiye ederiz.
Derinlikten Uzak
Filme dair herhalde yapılabilecek en doğru ve yerinde eleştiri ilk olarak kötü bir uyarlama olarak senaryolaştırıldığıdır. Woman of Tomorrow çizgi romanı karakterlerin içsel yolculuklarına odaklanan ve kendilerini bulmalarının üzerine kurgulanan hikâyeye sahip. Supergirl film olarak çizgi romana sadece yaşanılan olayların temel noktalarında sadık kalıyor. Karakterlerin derinliklerini ele alarak işlenen bir çizgi roman hikâyesi sadece yüzeysel olarak geçiştirilip görsel noktalardan izleyiciyi yakalamaya çalışıyor.
Filmin önem göstererek anlatması gereken kısım Ruthye ve Kara ikilisinin dinamiğinin işliyor olması ve kimyalarının tutması. Fakat ne yazık ki bu kimya filmin hiçbir kısmında bulunmuyor. Ruthye karakterinin motivasyonu evet çizgi romana benzer ama tekrara düşmek gibi olacak fakat karakterler asla işlenmiyor. Yaşanılan aksiyonlardan ziyade karakterlerin hikâyesine odaklanan bir çizgi romanı yüzeysel olarak geçiştirip aksiyon temelli bir filme dönüştürürseniz ortaya karman çorman ne olduğu belli olmayan bir yapım çıkar. Supergirl ne yazık ki bugüne kadar süper kahraman filmlerinde yaşanan ve eleştiri konusu olan bütün sıkıntılara sahip.
Film başlangıcından itibaren bir müzik klibi havasını veriyor. Çalan müzikler iyi bu konuda bir sorun yok fakat sürekli bitmek bilmeyen bir müzik curcunası bulunuyor. Geçiş filmi yapmak amacıyla Supergirl’i işleme fikri bence fena bir fikir değil. Özellikle Superman de bu kadar sevilmişken ve iki karakter arasındaki zıtlıklara fazlasıyla odaklanırken akıllıca da bir düşünce. Ama karakter işlemeden öylesine bir filler hikâye anlatacaksanız Woman of Tomorrow iyi bir kaynak materyal değil. Ve film de ne yazık ki bunu kanıtlıyor.

Kim Olduğunu Unutmak
Supergirl, Kara Zor-El’in Dünya’ya gelmesinin ardından yaşadığı zorluklar ve geçmişinde bıraktığı yüklerle takılıp kalmasına odaklanıyor. Filme dair övebileceğim nadir noktalar kesinlikle flashback kısımları. Bu yönlerinin çok güçlü olduğunu söylemem ama yine de kalan kısımlara göre oldukça iyi. Karakterin neden Superman’in aksine Dünya’ya umutla bakamadığını izleyiciye açıklamayı başarıyor. Filmin ihtiyacı olan sahneler de veriliyor; bir olgunlaşma hikâyesinin geçmişinin anlatılması, karakterin şu anki ve sonraki süreçte neler yaşayabileceğine dair ipuçlarını anlatır.
Supergirl, bu yaşama tutunma hikâyesini bir yandan işlemeye çalışırken özellikle filmin sonu bütün hikâyeyi çöpe atmayı başarıyor. Filmin sonunda yaşananlar gerçekten fazlasıyla tuhaf, özellikle çizgi romanı okuyup böyle bir sonu düşünebilmek bile fazlasıyla garip. Çünkü hikâyenin kurduğu bütün değerlere ve karakterlerin başlarından geçen travmaları atlatmalarının önüne geçiyor. En azından bu, Kara için böyle. Film boyunca neden Superman gibi olamadığını anlattığın bir karakterin nihayet olgunlaştığını gösterebilecekken sadece popülizm amaçlı ve seyirciyi “bakın biz sert sahneler çekebiliyoruz” hedefiyle tavlamaya çalışmaktan başka bir şey değil.
Filme dair en büyük artıyı hak eden isim kesinlikle Milly Alcock, oyuncu gayet iyi bir Supergirl. Hatta filmin ve hikâyenin hak ettiğinden çok daha iyi bir Supergirl. Çizgi romanlardaki Kara Zor-El’i beyaz perdede nihayet görebiliyoruz. Bunu çok söylemeyi sevmem ama ne yazık ki film onun seviyesinin çok altında. Superman’in filmde yer aldığı sahneler de kesinlikle filmin en iyi kısımlarına sahip noktalar. David Corenswet gerçekten çok iyi bir Superman ve göründüğü her sahneyi yükseltmeyi başarıyor.

İkinci Şanslar
Film ne yazık ki beklentilerin çok altında ve Superman filminin ardından DC severler için büyük bir hayal kırıklığı. PR süreçlerine filmden daha çok önem verilmese çok daha iyi bir film ortaya çıkabilirdi. Ne yazık ki Supergirl fazlasıyla oldubittiye getirilmiş bir yapım gibi hissettiriyor. Filmin DC evreniyle neredeyse hiçbir bağlantısı olmadığını söyleyebilirim sadece Supergirl’in karakter gelişimine odaklanıyor. Belki bir de eğer hoşunuza giderse DC evreninin ne kadar büyük olduğunu galaksiler ve gezegenler aracılığıyla göstermeyi başarıyor.
Filmin bir diğer en büyük merakla beklenen ismi Jason Momoa’nın canlandırdığı Lobo karakteri. Zack Snyder temelli DC evreninde ismi Aquaman’i canlandırırken artık Lobo karakterinin yeni sahibi. Ben filmde Lobo’yu ve Momoa’nın performansını beğendim. Sadece Lobo’ya hiç gerek olmayan bir film. Ve filmde de hiçbir yerinin olmadığı aslında yer aldığı sahnelerden belli oluyor. Karakteri tanıtmak ve belki gişeye katkı sağlar diye eklenmiş başka bir açıklaması yok ne yazık ki.
Film görsel olarak oldukça iyi. Woman of Tomorrow çizgi romanlarının o renkli paletlerini ve görselliğini hayal ediyorsanız o konuda hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Fakat onun dışında genel olarak görsel efektler ve evrenlerin anlatımı konusunda da başarılı bir iş çıkarıyor. En azından bu kısımları iyi yapmayı becerebiliyor. Aksiyon sahneleri fena değil fakat öyle dolu dolu bir Supergirl aksiyonu izlemeyi bekliyorsanız o konuda sizi hayal kırıklığına da uğratabilir yine.
Daha fazla incelemeler veya gündemden haberdar olmak için bizi takip etmeyi unutmayın!
Supergirl ne yazık ki yarattığı beklentilerin altında kalıyor. Uyarlandığı Woman of Tomorrow çizgi romanına isim olarak benzerliği dışında başka bir sadakati bulunmuyor. Uyarlama olarak zayıf olmasının yanında film olarak da çeşitli problemlere sahip. Milly Alcock'un Supergirl performansıyla mükemmel bir iş çıkarıyor olsa da filmin geneli oyuncunun performansının çok altında.
